Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
www.gundemyazar.com | Şalpazarı Haber – Ağasar Haber- Trabzon Haber

Yurttaşlığın Kısa Tarihi

Mesut YILMAZ

Mesut YILMAZ

  • 26 Ekim 2017

Dört küçük Yunan Köyü’nden oluşan Sparta Polisi’nin aslında savaşçı ve barbar bir kavim olduğu düşünülebilir. Ancak Yurttaşlık Tarihini Atinalılar yerine Spartalılardan başlatmak daha doğru olacaktır. Spartalı Lykurgos adlı büyük yasa koyucu M.Ö 8.yy başlarında bir anayasal,sosyal ve ekonomik reformlar sistemi kurmuştu. Spartalılar bu dönemde kendilerine eşitler diyorlardı.

Ayrıca akranlar grubu da Spartalılar için oldukça önemli bir yer tutuyordu.Şöyle ki: Her bir Spartalı erkek çocuk yedi yaşına geldiğinde birlikte yaşayacağı ve yirmi yaşına dek aralarında eğitim göreceği bir akranlar grubuna alınırdı.Ayrıca Spartılar’a çalma işi öğretiliyordu.Hırsızlık bir suç değildi ama yakalanmak bir suçtu!

Kısacası Spartalıların demokrasi ve yurttaşlık anlayışının temelinde ülkede istikrarı yakalamak,hazır ve güçlü bir ordu bulundurmak ve bunun için Sparta Yurttaşlığı fikrinde birleşerek bir duygusal bağ oluşturma çabaları yatar.

Atina’da ise durum daha farklıydı.Atina’da karma bir yönetim anlayışı vardı.Yani bir nevi aristokrasi ve demokrasinin karışımı.Solon,Kleisthenes ve Perikles’in yapmış olduğu ve o dönem içinde değerlendirilirse oldukça önemli reformlar Atinalılar’ın Demokrasi ve Yurttaşlık anlayışını pozitif yönde etkilemişti.Atina’da doğrudan katılımın olduğu halk meclisleri oldukça önemlidir.Burada her yaştan insan devlet yönetimine katılıyor,demokrasinin ve gücün tadını çıkartıyordu.İlginç olan ise örneğin yaşlı,fakir ya da güçsüz bir insanın güçlü,iri yarı ve zengin bir insanı jüri üyeliği sıfatıyla yargılayabiliyor oluşuydu.Bu durum elbette Atinalı yurttaşları demokrasiye sıkı sıkıya bağlayan en önemli etkendi.

Romalılar’da ise durum çok daha farklıdır.Roma,kısa sürede genişleyen ve bir dünya imparatorluğuna evrilen yapısını elbette yurttaşlık bilincini oluşturmaya borçluydu.Kölelerin yurttaşlık onuruna kavuşması Roma İmparatorluğu’nun cezbedici yapısıyla birleşince devletin sınırları da aynı ölçüde genişledi.Dönem dönem cumhuriyet ve imparatorluk çağını yaşıyan Roma İmparatorluğu’nda yurtttaşlık anlayışı da zaman içinde önemli ölçüde değişmiştir.Roma’da halk sosyal sınıflara ayrılmıştı.Tüm bu sosyal ayrılıklara rağmen geniş bir alana yayılan devletin yurttaşlık bilincini yakalama süreci de kolay olmamıştır.Roma yurttaşlığı aslında bir görevler ve haklar modeliydi.Askerlik hizmeti ve vergilerin ödenmesi bir yurttaşlık göreviydi.Romalılar’ın üzerinde durduğu başka bir konu ise Stoacılıktı.Stoacılar dünya vatandaşlığına dikkat çekerek yurttaşı olacakları bir dünya devletinin ihtiyacından söz ediyorlardı.

Ortaçağ’da yurttaşlık anlayışına Hristiyanlık dini önemli ölçüde ket vurmuştur.Öyle ki bu tarihlerde İtalyan Kent Devletleri dışında yurttaşlık kavramı pek de önemli bir kavram olarak görülmüyordu.Merkezi Krallıklar ve feodal beyler tüm gücü elinde topluyor ve halkın kendilerine kayıtsız şartsız hizmet etmelerini istiyorlardı.11.yy itibariyle Avrupa’da yurttaşlık bilinci yeniden uyandı.Bu uyanışın ilk tepkisi halkı yıllardır büyük bir baskıyla yöneten kiliselere karşı oldu.Daha doğrusu kilise kontrolünü reddetme yurttaşlık bilincinin yeniden uyanmasını sağladı.İtalyan Kent Devletleri ise yurttaşlık bilincini korumaya devam ediyordu.Bu dönemde öne çıkan kentlerin başında Floransa geliyordu.Bruni ve Machiavelli gibi önemli fikir adamlarını bünyesinde barındıran Floransa için Floransa yurttaşlığı çok büyük bir erdemdi.

Devrimler Çağı’nda John Locke haklar kavramını yeniden gündeme getirmişti.Buna paralel olarak Amerikan Bağımsızlık Bildirisi’nde yaşama,özgürlük ve mutluluğu arama; Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nde özgürlük,mülkiyet,güvenlik ve baskıya direnme haklarından söz ediliyordu.Jean-Jasques Rousseau Avrupa düşünce tarihinin olağanüstü fenomenlerden biriydi.Aslen Cenevreli olan Rousseau küçük bir kent Cumhuriyeti’ni andıran memleketinden gurur duyuyordu.Ona göre Cenevre ideal devlet modeline en yakın örnekti.Yine Rousseau’ya göre Yurttaşlık: etnik veya kültürel bileşimi ne olursa olsun sadakat ve devlete bağlılık şeklinde yorumlanıyordu.Yine bu tarihlerde 13 Amerikan kolonisinin İngiltere’ye başkaldırarak bağımsızlıklarına kavuşmalarının temelinde yurttaşlık bilinci yatıyordu.Fransa’da ise yurttaş olma duygusu Fransız Devrimi süresince ‘’Özgürlük ağaçları’’ dikilmesi gibi kamusal törenlerle özenle işlendi.’’Egemen halk,Fransız yurttaşlarının tamamıdır’’ anlayışı ise devrimin sadece Fransa içinde kalmayacağı ve dünyayı derinden etkileyeceğinin en bariz örneğiydi.

19.yy öncesinde Fransız Devrimi’nin sıcaklığı dünyanın her yerinden hissedilir hale gelmişti.Özellikle bu tarihlerden itibaren Avrupa’da Ulus ve Yurttaş kavramları sıkça tartışılan konuların başında geliyordu.İngiltere’de ise Avrupa ve Asya’dan gelen göçmenler İngilizce öğrenerek yurttaşlık hakkını elde ediyorlardı.Dil ve yurttaşlık arasında kurulan bağ oldukça önemlidir.Özellikle Abd ve Kanada kendi dilleri dışındaki dilleri yok edebilmek için oldukça çetin bir mücadeleye giriştiler.Yine bu tarihlerde özellikle federatif yapıya sahip devletler arasında ‘’Katmanlı Yurttaşlık’’ kavramı tartışılıyordu.

Avrupa yurttaşlığı fikri 1949 yılında kurulan Avrupa Konseyi’ne dayanır.Avrupa Konseyi’nin kuruluşunu izleyen yarım yüzyıldan fazla bir süre boyunca üye devlet sayısını sürekli olarak artırmıştır.

19 yy. Sonlarına dek ‘’Yurttaşlık erkek içindir’’ anlayışı mevcut idi.Bu anlayışın toplum içinden silinmesi hiç de kolay olmamıştır.Fransız Devrimi’nde yer alan kadınlar da vardı.Yine bu kadınların öncülüğünde bir ‘’Kadınlar yürüyüşü’’ düzenlendi.Kadınlara ilk kez oy kullanma hakkı ise 1893 tarihinde Yeni Zelanda’da verilmiştir.Kadınlar Fransa’da 1946 ve İsviçre’de ancak 1971 tarihinde oy kullanma hakkına sahip olmuşlardır.

Yurttaşlık bilgisinin geliştirilmesi açısından Sosyal Bilgiler dersi oldukça önemli bir yere sahiptir.İyi bir vatandaş ve iyi bir yurttaş yetiştirmek istiyorsak Sosyal Bilgiler Dersi’ne daha fazla önem vermemiz gerekir.Unutmayın ki:

-Yurttaşlık anlayışını tam olarak benimseyememiş devlet ve toplumlar yok olmaya yüz tutmuşlardır.

Yorum Yazmayı Unutmayın
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.