Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
www.gundemyazar.com | Şalpazarı Haber – Ağasar Haber- Trabzon Haber

Türk Konseyinden Turan’a

Mesut YILMAZ

Mesut YILMAZ

  • 04 Eylül 2018

Yıllardır arayış içerisindeyiz. Çalınmadık kapı, aşındırmadık eşik bırakmadık. II. Abdülhamid Han döneminden beri devletler arasındaki denge siyasetini korumaya çalışıyoruz. ABD ve Rusya ile bir küs bir barışığız. AB deseniz,  1959 yılından beri bizi bekletiyorlar, oyalıyorlar. Neresinden bakarsanız bakın samimiyet bulunmuyor hiçbirinde. Bizi olduğumuz gibi kabul eden, benimseyen ve destekleyen maalesef yok…

Dönemlik bağlaşmalar, birliktelikler, beraberiyetler, ayrılıklar, gayrılıklar, küskünlükler, atışmalar, diplomatik restleşmeler, gerilimler… Her birinden bıktık, usandık.

Diplomatik ayak oyunlarından ve sürekli olarak samimiyet testinden geçmek durumunda kalan ilişkilerden bıktık.

Dayatmalardan, baskılardan, yaptırımlardan, cebir ve hile yöntemlerinden bıktık.

Terörden, terörü destekleyenlerden, Türkiye’yi sürekli yüksek bir gerilime bağlamaya çalışanlardan bıktık.

Dost görünen düşmandan, müttefikim dediği ülkenin altını oymaya çalışanlardan ve belki de en önemlisi “onun düşmanı, benim dostumdur” anlayışından bıktık, usandık.  

Peki, tüm bu saydıklarıma rağmen; tarihi neredeyse insanlık tarihiyle eşdeğer bir milletin düştüğü bu mayhoş durumu nasıl açıklayabiliriz?

Soğuk Savaş döneminden beri hep aynı şeyi söylüyoruz:

-“ Türkiye kutuplar ve kuşaklar arasında bir ülkedir.”

Evvela bu sözün altını kalın kalın çizmeliyiz. Her şey bu sözle başlayıp bu sözle bitiyor. Yapmamız gereken sadece kutuplar ve kuşaklar arasındaki Türkiye’nin sınırlarını çizmek. Bunu nasıl mı yapacağız?

Cevap Ziya Gökalp’ın bu altın değerindeki fikriyatında gizli:

-“ Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak.”

Türkiye, doğal bir uzantısı olan Avrupa’dan ayrı düşünülemez. Türkiye, yüzyıllar boyunca egemenlik sahası içerisinde bulundurduğu “İslam beldelerinden” ayrı düşünülemez. Türkiye, ata yurdundan, ata soyundan ve ata yadigârı Orta Asya Türki Cumhuriyetleri’nden asla ayrı düşünülemez. Türkiye, bu tarihsel ve sosyolojik gerçekliğin farkına vardığı sürece güçlü kalacaktır. Ancak bir noktaya ayrıca parantez açmak gerekiyor.

Muasırlaşmak noktasında AB’ye girmeye çalışan, İslamlaşmak hususunda “ İslam İş Birliği Teşkilatı’na” üye olan Türkiye, Türkleşmek hususunda biraz(cık) geride kaldı. Ancak hiçbir şey için henüz geç değil. Dün Kırgızistan’da toplanan “Türk Konseyi 6. Devlet Başkanları Zirvesi’ni” bu bakımdan son derece değerli buluyorum. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Macaristan’ın iştirak ettiği Türk Konseyi, zamanla tam teşekküllü bir hüviyete kavuşursa Türkiye ve diğer Türki Cumhuriyetler için çok daha farklı şeyleri konuşabiliriz. Dünkü toplantıya katılmayan Türkmenistan ve KKTC’nin de bu tarihsel birlikteliğe katılmasını sağlamak adına çalışmalar vakit kaybetmeden başlatılmalıdır.

Görüldüğü üzere diğer bağlaşmaları göz ardı etmeden, Türk Konseyi’nden Turan’a ya da Türk Birlikteliği ’ne dönüşen bu süreci yönetmek pek tabi mümkün. Öncelikli hedefimiz: Ortak lehçe, ortak tarih anlayışı, ortak hedefler ve Türk Konseyi ortak pazarını kurmak olmalıdır.

Unutmayın hayaller gerçekleştirilmek içindir…

Sağlıcakla kalın…

Yorum Yazmayı Unutmayın
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.