www.gundemyazar.com | Şalpazarı Haber – Ağasar Haber- Trabzon Haber

ŞALFED Kurucusu ve Kartursaş Başkanı Harun ÖZDEMİR ile Röportaj

ŞALFED Kurucusu ve Kartursaş Başkanı Harun ÖZDEMİR ile Röportaj

Şalpazarılı değerlerimizi imkanlarımız ölçüsünde ziyaret etmeye devam ediyoruz. ŞALFED Eski Başkan Yardımcısı ve Aktaş Derneği Eski Başkanı Mehmet Sayal, Kartal Demokrat Parti Eski Başkanı Şalpazarılı hemşehrimiz Adnan Menderes, Fehmi Aydemir ve Gündem Yazar sitemizin sahibi aynı zamanda Şalpazarı Araştırma Derneği Kurucu Başkanı Ercan Kandemir, Kartal Belediyesi’nin iştirak şirketi olan Kartursaş Yönetim Kurulu Başkanı hemşehrimiz Harun Özdemir’i ziyaret ettiler. Gündem Yazar adına Ercan Kandemir, Şalpazarı Dernekler Federasyonu’nun kurucusu, Sisdağı’nın Çocukları kitabının yazarı Harun Özdemir ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Özdemir, Şalpazarı’nın iş ve kültür dünyasından, sivil toplum kuruluşlarına ve siyasi atmosferine dek hemen hemen tüm konular hakkında açıklamalarda bulundu. Gerçekleştirilen röportaj ile adeta Şalpazarı’nın geçmişi irdelendi ve ilçeye bir yol haritası çizildi. ŞALFED’in ve dernekler günümüzde ne durumda ? İlçemize yazık mı ediliyor ? Üsküdar’daki kentsel dönüşümden Şalpazarılılar zarar mı görecek ? Harun Özdemir, Milletvekili adayı olacak mı ? Kartursaş’ın Şalpazarı’na eli değer mi ? Hepsinin cevabı röportajımızda. Arkanıza yaslanın ve bu uzun ve Şalpazarı için çok önemli röportajımızı okumaya başlayın.


Öncelikle okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız ? Geçmişte neler yaptığınızı bilmeyen Şalpazarılılar için kısa bir biyografinizi rica ederiz.

Ben Harun Özdemir. 1966 yılında Trabzon Şalpazarı Fidanbaşı köyünde doğrum. İlköğretimimi Fidanbaşı Köyü İlköğretim Okulu’nda bitirdim. 10 yaşımda İstanbul’a geldim. 41 yıldır da İstanbul’da ikamet ediyorum. 1993 yılında kendi köy derneğimi kurdum, fikir babasıyım. Daha sonra kendi köy derneğimize arsa tahsis ettik. Şuan kendi mülkiyeti var. Şuanda Ağasar’da kendi mülkiyetine sahip olan 3-4 dernekten biridir. Ondan sonra 1994-95 yıllarında Şalpazarı Dernekler Birliği’ni kurdum. Kendi köy derneğimizi kurunca, araştırmalar yapınca baktık ki etrafta Şalpazarılılar çok var. O zaman 7 dernek vardı, 7 derneği gezdim. Bu derneklerle bir birlik oluşturdum. Bu dernekler birliğiyle o zamanlar Bostancı’da sporium tesisleri vardı tribünlü. Orada dernekler arası futbol turnuvası düzenledik. Daha sonra bana teklif geldi memleketimizdeki kültür etkinliğini buraya taşıyalım, Otçu şenliklerini İstanbul’da yapalım. İlkini 1997 yıllarıydı, çok büyük bir çalışmayla çok büyük bir özveriyle tuttuğumuz alana 3 – 4 gün o zamanın Maltepe Belediyesi’nden dozer, greyder alarak ve her türlü imkanları onlardan karşılatarak, 3 km yol açtırarak burada etkinlik yaptık. Binlerce insan katıldı. Büyük bir katılımla birlikte ve büyük bir halk desteğiyle birlikte Şalpazarılılar kendi varlığına ve kemdi kimliğine kavuşmaya başladı. Gurbette kendi kimliğimizi tanıma ve kendi öz güvenimizi sağlama anlamında ilk şenliğimizi yaptık. Dernekler Birliği Başkanlığı’nı 1998 yılında bıraktım. Benden sonra Ömer Karadeniz yaptı. Daha sonra dernekler ayrışma noktasına gelince tekrar toplandılar bana teslim ettiler gel bizi birleştir diye.

“TÜRKİYE’DE İLK FEDERASYONU BEN KURDUM”

O yıllarda dernekler federasyonlaşmaya başlamıştı. Türkiye’nin ilk dernekler federasyonunu kurdum. İlçe bazında ilk. Bizden önce Samsun Dernekler Federasyonu kurulmuştu. Yani ilçe bazında ilk ülke bazında ikinci dernekler federasyonunu kurduk o zaman. Bununla ilgili zaten onlarca hafta çalışma yaptık. Liseyi Maltepe Orhangazi Lisesi’nde bitirdim. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldum. DSİ’de 15 yaşında lisanslı futbolcu olarak futbol oynamaya başladım. 19 yaşında lisanslı futbolcu olarak işe başladım. 29 yıl Devlet Su İşleri’nde yöneticilik yaptım. 11 tane İstanbul’la ilgili üst düzey projelerin kontrolörlüğünü yaptım. Melenboğazı Geçiti’nden, Sazlıdere Barajı’ndan, Emirli Artırma Tesisi’nden, Mahmut Şevket Paşa Tüneli’nden, Boğaz geçişine kadar hepsinin kontrolörlüğünü yaptım. DSİ’de 3 yıl kadar da sosyal hizmetler şefliği yaptım. Şuan müdürlük oldu. Onun dışında 4 yıl önce DSİ’den emekli oldum.

SİYASETE ANAP’TA BAŞLADI

Siyasi olarak daha 21 yaşında burada Kartal ANAP Gençlik Kolları Başkanı oldum. O zaman Adnan Kahveci ile, o sempatizanlık ile burada başladık siyasete Özal döneminde. Daha sonra Samandıra Belde Başkanlğı yaptım. Türkiye’nin en büyük beldesiydi Samandıra. 65 bin nüfusu vardı. Daha sonra partiler birleşti. ANAP, Doğru Yol… Ben Demokrat Parti’de yerimi aldım. Partiler birleşemedi. Milletvekili adayıydım. Bir dönem il yöneticiliğinde bulundum.

“KILIÇDAROĞLU’NUN DAVETİYLE CHP’YE KATILDIM”

2014 yerel seçimlerinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun davetiyle Cumhuriyet Halk Partisi’ne katıldım Sancaktepe’den Belediye Başkanı Adayı olarak.

Size Kemal Kılıçdaroğlu belediye başkanı adaylığı teklifinde bulundu mu ?

Parti bana adaylık teklifi yapmıştı. Sonra beni Kemal Kılıçdaroğlu’na götürdüler tanıştırdılar, dört genel başkan yardımcısı ile tanıştım. Hayırlı olsun dendi. Geldim ofisimi açtım çalışmaya başladım. 15 gün sonra parti meclisinden ön seçim çıktı. Ön seçim çıkınca ben kendim yeni üye olduğum bir yerde aday olma şansı kalmadı. Çalışmaya devam ettik.

Bu demokrasinin bir güzelliği herhalde ?

Güzelliği mi, siyasetçinin zorluğu mu artık bu tartışılır. Daha sonra da Altınok Öz bey (Kartal Belediye Başkanı) gel çalışalım dedi. Biz de şuan Kartal Belediyesi Kartursaş Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Kartursaş ne gibi işler yapıyor acaba ?

Kartursaş, Kartal Belediyesi’nin iştirak şirketi. Tıpkı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin İSKİ, İKTAŞ gibi resmi şirketleri gibi. 1991 yılında bakanlar kurulu kararıyla kurulan Kartal’ın 3 tane büyük şirketi var. Karyapsan, Kartursaş ve Karyapsan diye. İkisi büyük sermayeli Kartursaş ve Karyapsan. Kartursaş’ın elinde şuan Büyük Ada’da otelimiz var, 50 odalı. Plaj tesislerimiz var, Kartallı ve İstanbullu vatandaşlarımıza yazın hizmet ediyor. Otelimiz 12 ay çalışıyor. Ayrıca Kapadokya’da, Nevşehir’de, Gülşehir’de 4 yıldızlı otelimiz var 80 odalı.

Kartal dışında da yatırımları var yani ? 

Tabii. Sosyal tesis anlamında çok büyük yatırım. 4 yıldızlı otelimiz var 200 kişilik. Buradan kültür turları yapılıyor. Konya Mevlana ve Ürgüp Göreme gezileri yapılıyor ve artı Hacıbektaş’a uğranıp dönülüyor Belediyenin imkanları ve halkın kendi isteği ile. Onun dışında buradaki nikah sarayı bize bağlı. Belediyenin yaptığı organizasyonların, işte iftar yemeğinden konserlere varana kadar bir çok iş bu şirket üzerinden yürüyor.

Kartursaş eliyle Şalpazarı’yle ilgili sizin bir düşünceniz oldu mu ? Kartal dışına da yatırım yapabiliyor. 

Belediyeler kendi bölgesi dışında çok büyük yatırımlar yapamıyor kardeş belediyeler anlamında ilişkilere giriyor. Trabzon’da bildiğim kadarıyla Düzköy Belediyesi Kartal Belediyesi’yle kardeş belediye. Onun dışında farklı yerler de var yurt dışında ve yurt içinde.

Tabi Karadeniz’e de aslında İstanbul Büyükşehir ve büyük belediyelerin yatırım yapması lazım. Şöyle ki; Karadeniz de turistik bir bölge.  Özellikle doğa turizmi için. O bölgeye sosyal tesis anlamında zaten yaylaların ilk kazanım alanı turist anlamında devlet yatırımlarıyla olur. İstanbul’daki, gücü olan belediyeler aslında gelişmekte olan yerlere bu tip sosyal tesis anlamında yatırım yapması gerekir. Ama o yetki için belediye başkanının ön görüsü olacak yada meclisten de onay alacak. Kartal Belediyesi çok fazla işler yapıyor. Diğer belediyelerden farklı olarak 300 yataklı huzurevi projesi var, kreş kampanyasıyla şu an 20 mahallenin 12’sinde kreş var.  Kız öğrenci yurdu projesi var. Masal Müzesi var Yakacık’ta bitmek üzere.

Kartal Belediyesi’nin sosyal, kültürel anlamda yaptığı ne gibi işler var Şalpazarı’na da örnek olması açısından ?

Zaten İstanbul’un en küçük projesi bile Şalpazarı’na yüz kat örnektir. Çünkü burada 3 tane kültür merkezi var hemen hemen haftanın 5 akşamı hepsinde bir organizasyon var devamlı. Her birinde arı ayrı. Çocuk tiyatrosundan, günün anlamına göre her türlü etkinlik var.

“ŞALFED İSTESİN KARTAL BELEDİYESİ’NDEN YER TAHSİSİ YAPALIM”

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Şalpazarı’nda belediye başkanı olanların hepsinin bilmesi lazım. Şöyle ki; Altınok Öz burada 8 yıldır belediye başkanı. Balkanlılar Derneği’ne yer tahsisi yapıldı. Artı bizim Doğu Karadenizliler Derneği’ne Cevizli’de yaklaşık 2 dönümlük arazi üzerine 3 katlı yer tahsisi yapıldı. Artı bizim bulunduğumuz binada bile çeşitli dernek ve federasyonların yer tahsisi var.

ŞALFED istiyorsa gelsin Kartal’a ben yer tahsis edeyim onlara. Federasyon yönetimi Kartal’a taşınsın biz yer tahsisi yaparız. Bunun Üsküdar’da yapılmaması da düşündürücü ve üzücü.

“ŞALFED’İN AYAĞI DEVAMLI TÖKEZLEYİP DÜŞÜYOR”

ŞALFED’e söz gelmişken, Şalpazarı derneklerinin ve ŞALFED’in günümüzdeki durumunu değerlendirir misiniz ?

Şimdi ben kurucusu olduğum, 23 yıl önce önce birliği kurduğum, 12-13 yıl önce federasyonu kurduğum, benim çocuğum gibi olan ŞALFED’in artık delikanlı olup kendi özgürlüğünü alıp büyüyüp koşmasını isterim. Ama gördüğüm kadarıyla çok hızlı koşamıyor ve devamlı ayağı tökezlenip takılıyor, düşüyor. Bir kere düştü biz kaldırdık. Birliği kurduk düştü federasyonlaştırıp kaldırdık. Bir daha düşmesini istemiyorum. Hiç kimseye muhtaç olmasını istemiyorum. Yola çıktığımda 7 dernek vardı. Federasyonu kurduğumda 11 dernekti. Şuan 22 derneğe ulaştı. İzmit, Adapazarı gibi çevredeki illeri de kapsadı.

“AĞASARLI DELİKANLI SÖZÜ BİR KERE SÖYLER DEDİĞİNİ YAPAR”

Hala bir merkezinin olmayışı, kongrede genel merkez sözü verilip sözün tutulmaması kadar ayıp bir şey yok. Benim söyleyebileceğim çok bir şey yok bu konuda. Çünkü Ağasarlı delikanlı sözü bir kere söyler, söz ağızdan çıkar ve sözün gereğini yapar. Ben bugüne kadar kendi federasyon ve dernekler birliği konusunda belki kendi çoluk çocuğumun rızkından artırdım, kendi kazancımdan artırdım, abartmıyorum 2 daire parası harcadım, bu benden giden. Yani çok güçlü bir adam değilim. Kendi cebimizden, koşturarak uğraştım, masraf ettim. Ben bu güne kadar yaptığım dernekçilikte bütün masrafları kendim karşıladım. Hiç bir zaman ne derneklerden ne federasyonlardan bir kuruş harcamadım.

“O BAŞKANLIKTAN İSTİFA EDECEKSİN”

Gündem Yazar sitemizdeki yazarlarla birlikte kurucu başkanlığını üstlendiğim Şalpazarı Araştırma Derneği’ni kurduk. Gerek Gündem Yazar olarak gerekse de dernek olarak, Şalpazarı derneklerinin siyasi partilerin, siyasi mekanizmaların birer aleti olmaması gerektiğini, siyasetin dernekler için bir araç olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü dernekler halkın kendi öz kimliğidir ve halk için çalışmaktalar. Ancak, örneğin ŞALFED referandumda Evet pankartı astı ve Şalpazarı’ndaki kendi temsiliyetini daralttı.

Şalpazarı Araştırma Derneği’nin hayırlı olmasını diliyorum ve başarılar diliyorum. Şimdi zaten derneklerin siyasete bulaşması kadar kötü bir durum yoktur. Niye ? Çünkü derneklerin içinde her siyasi görüşten insan mevcuttur. O zaman sen temsil ettiğin kurumu ihanet etmiş oluyorsun. Yani kişi olarak fikrini beyan edersin. Veya bir grup bir araya gelirsin ve bizim görüşümüz budur diye açıklama yaparsın. Veya ne bileyim aynı grupla özdeşleşen insanlarla bir araya gelirsin ve bir platform dersin adına onun adına açıklama yaparsın. Ama dernek olarak, federasyon olarak bir birlik olarak sen bir siyasi görüşün şemsiyesi altında sen açıklama yaparsan o zaman o dernek tabelasını kapatacaksın  o başkanlıktan istifa edeceksin. O Şalpazarı’nda diğer görüşlere sahip olan halka karşı bir saygısızlıktır.

ŞALFED de bunu yapmıştır, Şalpazarı Belediyesi de bunu yapmıştır. Çünkü senin görüşün olabilir. Ama senin taraftarın senin görüşünü benimsemiyor. Ne yapacaksın ? Yoksa kişisel olarak benim görüşüm bu diye açıklama yapabilirsin. Kimse o derneğin başı, o kurumun başındaki insan kendi görüşlerini açıklayabilir. Bunda bir behis yoktur. Savunabilir o konuda siyaset de yapabilir. Ama kurum adına, dernekler özellikle, toplumu birleştiren, kültür, eğitim, sosyal dayanışma anlamında kurulan birlikler anlamında bunu yapıyorsan o zaman ne eğitim kalır, ne birlik kalır , ne kültür kalır nede dayanışma kalır. Ayrışırsın. Bu da topluma verilen en büyük zarardır.

Bir memur dernek başkanı veya federasyon başkanı olabilir ancak federasyon başkanı olarak ve memurken siyasi programlara gidebilir mi ? Siyasi faaliyetlerde bulunabilir mi ?

Şimdi şu var. İktidarın memuruysan her şeyi yaparsın. Muhalefetin memuruysan sürülürsün. Türkiye’deki durum ona geldi. Bu da Türkiye’nin ayıbı. Çünkü demokrasi, insan hakları, adalet herkes için her zaman lazım. Bugün ben güçlüyüm benden yana adalet var, yarın güçsüz oldum adalet sahibi değilsem ne olacak ? Böyle bir şey olmaz. Adalet %99’un değil %99’a karşı %1’i korumak içindir. Herkesi eşit olarak savunmak için adalet lazım. Adalet bunun için var. Zaten adaletin iktidardan veya devlet yönetenlerden bağımsız bir kurum olması bu yüzdendir. Adalet mülkün temelidir. Adaletin olmadığı yerde ne devlet kalır, ne siyaset kalır, ne siyaset kalır nede kültür kalır. Adalet yoksa hiç bir şey yoktur.

Adalete, demokrasiye söz gelmişken Gündem Yazar adına Adalet Yürüşü’ne de gittim hem de 15 Temmuz’da, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde yapılan mitingde bulundum. Dedik ki kimse adaletten yana olmuyorsa, demokrasiden yana olmuyorsa Gündem Yazar olarak Şalpazarı adına bunu görev edinip hem Adalet Yürüyüşü’ne hem de 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki mitinge gittik ancak Adalet Yürüyüşü’ne gittiğim için Gündem Yazar’ı da beni de terörist ilan edenler oldu. Şalpazarılı dernek başkanı Erdal Kandil de kişisel olarak Adalet Yürüyüşü’ne gitmişti. Onu da terörist ilan edenler oldu.

Sizi tebrik ediyorum.

O zaman Şalpazarı’nda en büyük terörist benim. Ben 7 gün yürüdüm. Yani Türkiye’de adalet için yürüyüş yapılıyor ve Türkiye’nin ana muhalefeti bunu yapıyorsa, buna katılan insanlar varsa, binlerce insan katıldı, 27 gün sürdü sanırım ve toplamda milyona yakın insan katıldı. Zaten son gününde 3-4 milyon insan vardı Maltepe’de. Sen şimdi belli bir kesime siyasi görüşten dolayı terörist dersen o zaman Türkiye’de hiç bir insanın yaşamaya hakkı yok. %50’si terörist ülkenin %50’si terörist değil nasıl olacak ? O %50’si diğerine terörist diyecek. Böyle bir şey yok. Bu işin ucuzuna kaçılmasıdır. Siyasetin ucuz ayak oyunları.

Cephe oluşturup o cepheden oy alınmaya çalışılması.

Cephe oluşturup oy almak veya tukaka demek. Siyaset de değil bu artık, insanlık değil.

Şalpazarı’ndaki basının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz ? 

Şalpazarı’nda basınla ilgili, Şalpazarı’nda basınla uğraşan bir kaç arkadaş var bildiğim kadar. İki tanesini biliyorum.

Gündem Yazar da içerisine dahil Şalpazarı’ndaki diğer basının da aslında sertçe eleştirilip taşların yerine oturtulması gerekiyor sanırım artık.

Tabi siz gençsiniz. Alttan geliyorsunuz. Gençler değişimci, dönüşümcüdür. Devrimcidir bir nebze. Hiç bir değişim dönüşüm kolay olmaz. Sen alttan geldiğin için oturmuş bir yeri değiştirmek, dönüştürmek yeni bir cephe açmak kolay olmaz. O yüzden de donanımlı olmak zorundasınız. Zaten o da sizde var. O yüzden rahatsız olabilirler Önemli olan doğru bir şekilde herkesin yoluna devam etmesi gerekir. Bir şeyin çoğalması oradaki pazarı bitirmez, eksiltmez. Bugün Kapalıçarşı’ya herkes altın almak için gider, binlerce Kapalıçarşı’da kuyumcu vardır. Yada Pendik’e gider İstanbul’da. İnsanlar çok kuyumcunun olduğu yere, elbise almak için çok elbisecinin olduğu yere gider. Birinden birinde istediğini bulursun mutlaka. Yani oradaki müşteriyi azaltmaz o. O yüzden basının çok olması sorun teşkil etmez. Basının çok olmasını isterim, derneklerin çok olması zarar değil. Bu sefer insanlar kendini yetiştirmek zorunda kalır. Yetiştirmek zorunda kaldıkları için araştıran, düşünen insanlara ihtiyaç olur. Bu da toplumun önünü açar. Veya doğru bilgiyi bulmaya çalışırlar. Tek basın olsa ne dediği doğru olacak ? Karalarsa ne olacak ? Kim onu çürütecek. O yüzden çok basın olması her zaman artı bir şey.

“YENİ FEDERASYON GEREKLİ Mİ ?”

Şalpazarı’nda yeni bir federasyon kurma düşüncesinin olduğu duyumunu aldık. Araştırdığımızda gerçekten de ciddi bir şekilde çalışmaların olduğunu gördük. İlçemizde yaşanan ve deminki konuştuğumuz durumları da göz önüne aldığımızda neler söylemek istesiniz ?

Şalpazarı’nda yeni bir federasyona ihtiyaç var mı ilk önce ona bakmak lazım. Olan bir federasyon var. Mevcut federasyondan demek ki rahatsızlar. Rahatsızlarsa önce dernekler, çünkü federasyonu oluşturan kurumlar dernekler, eğer rahatsızlarsa rahatsızlıklarını belli etmeleri gerekiyor. Dernekler rahatsızsa genel kurulları veya yönetim kurulları kararını alır önce ihtar çeker federasyona, yola gelmiyorsa istifa eder. Yeterince dernek istifa etti mi ? Etmedi şu ana kadar.

“ŞALPAZARI’NI YÖNETECEK YENİ KADROLARA İHTİYAÇ VAR”

Dernekler istifa etmiyorsa önce yönetim kurulunu seçime götürmeleri lazım. Çünkü Şalpazarı’nda bir sıkıntı var madem, belli ki böyle bir ses çıkıyorsa, yönetim kurulu bunu kendi içinde değerlendirip kayıtsız kalamaz. Şalpazarı’nı yönetecek iyi kadrolara ihtiyaç var. Ve siyasi parti ayrımı yapmadan, ben hayatım boyunca Şalpazarı’na hiç siyaset bulaştırmadım, kendi köyümde ve Şalpazarı’na hiç siyasi bakmadım.

Sizi eleştirenleri takip ettiğimiz zaman CHP dolayısıyla sizin derneğe siyaset karıştırdığınızı iddia edenler var. 

Şimdi şöyle. Ben federasyon başkanlığımı 2009’da bıraktım. 2004’de kurdum 5 yıl başkanlık yaptım. O dönemde ben CHP’li değildim ki. Nasıl iddia edecekler ? Ben CHP’ye 2014 seçimleriyle katıldım. 2014’den sonra ben CHP’de siyaset yaptım. Yani bunu diyenlerin yalan söylediği buradan ortaya çıkıyor. Tarafgirlik, at çamuru ile olmaz bu işler.

ŞALFED’İ İYİ YÖNETECEK ADAMLARIN BULUNMASI LAZIM

Şimdi bir sıkıntı varsa dernekler federasyonu ikaz etmeli. Ayrılan var mı ? Ayrılan da yok. Demek ki yeni federasyona ihtiyaç yok. Bence mevcut federasyona sahip çıkılması lazım. Mevcut federasyonu iyi yönetecek adamların bulunması lazım. Başkanda hata varsa başkanın bırakması lazım. Yönetimde hata varsa kongreye gidilip yönetimin değiştirilmesi lazım. Ama Şalpazarı’nın birliğini koruması lazım.

“BİZİMKİLER KÖRÜ KÖRÜNE SİYASET YAPIYOR”

Bugün Ak Parti iktidarda. Ben Anavatan Partisi’nde siyasete başladım. Anavatan Partisi’nin gelişmesini, büyümesini Türkiye’ye hükmetmesini birlikte yaşadım ve batışını gördüm. Ak Parti’nin de gidişatını ve batışını da görüyorum. Çok uzun değil. O yüzden siyaset insanlara bir şey kazandırmaz. Ama siyasetten sen kendini fikri olarak besliyorsan, insanlara bir faydan dokunuyorsa o zaman faydalı. Bizimkiler körü körüne siyaset yapıyor. Mahalle siyaseti yapıyor. Ama hiç birini ben ilçe başkanı, il başkanı, il yöneticisi göremiyorum hiçbir yerde. Kuru kuruya siyaset yapıyorlar evlerinde, hanımlarıyla, arkadaşlarıyla siyaset yapıyor, kahve siyaseti yapıyor ve birbirlerinin gönlünü kalbini kırıyorlar. Okuyup araştırmıyorlar. Bugğn ülkedeki siyasetin %70’i yalan ve riyakarlık üzerine kuruludur. Her denen doğru değildir.

Şalpazarı’nda aşiret siyaseti var sanki. Çünkü Şalpazarı’nda kimse parlatılmıyor. Örneğin Şalpazarılı bir isim olarak siz tanınmış bir kişisiniz ancak sizi sürekli ezmeye çalışan Şalpazarılılar var. Veya kendi içlerinden kimseyi parlatmıyorlar. 

Siyasi olarak kendilerine destek vermemi ve kendi siyasi görüşlerine göre siyaset yapmamı bekliyorlar. Kimsenin kimseyi parlatmasına gerek yok. İnsan kendini zaten zaman içinde parlatır. Sende bir cevher varsa ortaya çıkar. Bu ışık gibidir. Işık her tarafı aydınlatır. Biz sonuçta Şalpazarı’na ışık olmuş bir insanız. Kendimizi biliyoruz. Çok mütevazi olmamız gerek yok. Şalpazarı’nda köyler arasında kavga, yaylalar arasında kavga, birbirlerinin düğününe gitmemeye varana kadar büyük sıkıştırmalar, kavgalar vardı. Biz onlara 25 sene önce tabiri caizse racon kestik, gereğini yaptık ve derneklere dedik ki böyle yapacaksınız. İşte davetiye basacaksın davetsiz olanı almayacaksın dedik. Oralardan geliyorum ben.

“ŞALPAZARI BENİM EVİM. EVİMİN PİSLENMESİNİ İSTEMİYORUM”

Hangi köyün nerede ne olduğunu bilen birisiyim. O yüzden Şalpazarılı’nın bana ne dediği önemli değil. Şalpazarı benim evim, ben kendi evimin pislenmesini istemiyorum, temiz kalsın istiyorum. Yarın yaylaya gideceğiz, köye gideceğiz, Şalpazarı’na gideceğiz, insanlar birbirine merhaba diyecek, selam verecek yüzü olsun istiyorum. Siyasetçiler biraz daha düzgün onu söyleyeyim. Siyaset biraz insanı hamurlaştırıyor, olgunlaştırıyor. Özellikle dernekçilik yapanlar kraldan çok kralcılık yapıyor ve kendini kral zannediyor. Oysa daha sakin olmaları lazım, herkese daha eşit durmaları lazım bir de birbirinin arkadaşının arkasından atmamaları gerekiyor. Geçmişte görev yapanların da iyiyse iyiliğini söylemeleri değilse susmaları gerekiyor. Zamanında ses çıkartmaları gerekiyordu. Ben bir çok arkadaşımın yanlışlarını yutup içine atmış bir adamım. Konuşmuyorum da. Çünkü müdahalemi de etmişim, zamanında gerekeni de yapmışım. Yani biz birbirimizi yererek, kötüleyerek bir yere varamayız çünkü Şalpazarı ticarette, siyasette, ekonomide çok geri kalmış bir ilçe.

İSTANBUL’DA 55 BİN ŞALPAZARILI NÜFUSUN KARŞILIĞI YOK

Ne kadar biz Şalpazarılı olarak 55 bin kişi İstanbul’da yaşıyoruz, nüfusumuz var desek de bu nüfusun karşılığı olarak hiç bir yerde yokuz. Kaç tane müteahhitimiz var ciddi anlamda ayda bir iki bina bitiren ? Veya 6 ayda bir iki bina bitiren ? Kaç tane sanayicimiz var ? Kaç tane üst düzey yöneticimiz var ? Devlette çok palazlandık son dönemde çünkü çok okumuş insanımız var. O bile yetersiz. Şalpazarı’nın ilk valisi bizim akrabamız, Düzce doğumlu Şalpazarı Fidanbaşılı. Bir kaç tane müsteşarımız çıktı. Müsteşar yardımcımız var. Bunların sayısının artması lazım. Sadece bugün Köprübaşı’nın yedi tane valisi var. O kadar da iş adamı var. Biz bürokraside çok fazla yokuz. Bizim en fazla insan yetiştireceğimiz alan bürokrasidir. Çünkü eğitimli insanımız çok. Fakat eğitimli olmak yetmiyor. Her zaman da cesaretli olacaksın. Aynı zamanda siyasi olarak arkanda birileri olacak, aynı zamanda yine yürümek için ticari olarak arkanda birileri olacak. Hepsinde zincir halkası gibi biz eksiğiz.

FEDERASYONU KURMASAYDIM ÜSKÜDAR’DA ŞALPAZARILI BELEDİYE BAŞKANI OLMAZDI

Ben bunun mücadelesini vermeye çalıştım. Dernekler birliğini, federasyonu kurmamın doğurduğu, yetiştirdiği insanlar da siyasette şuan bir yerlere geldi. Ben bunların sayısının onlara, yirmilere çıkması için mücadele ediyorum. Kendimi ben aslında Şalpazarı’na feda etmiş, vakfetmiş bir insanım. Belki biz bu birlikteliği kurmasaydık, dün Kirazlıtepe’deki kavgalar devam etmiş olsaydı bugün orada Şalpazarılı belediye başkanı da olmazdı. Sonuçta bize bir teşekkür borçlular bu konuda.

Şalpazarı’nın en büyük sorunu işsizlik, göç verme sorunu var. İlçenin tekstil ve turizm sayesinde biraz kendine gelebileceğini düşünüyoruz. Bizim ilçemizde biliyorsunuz şapka fabrikası açıldı. 60 işçi çalışıyor. Yine Üsküdar’daki kentsel dönüşüm sebebiyle oradaki Şalpazarılı şapkacılardan Şalpazarı’na gitmek isteyenler var. Ancak onları Şalpazarı’na çekme konusunda bir çalışmanın olmadığını görüyoruz. Herhangi bir duyum almadık. Bu konuda neler yapılabilir ?

Ömer Özdemir Şalpazarı’na gitmeden önce beni aradı. Bir abi olarak bana fikir sordu. Ben de kendisine orada uzun vadeli düşünüyorsa git, kısa vadeli düşünüyorsan ona göre alt yapını hazırla diye telkinde bulunmuştum. Bu önemli bir girişimcilik. Oraya gitmesi büyük bir cesaret de gerektiriyor. Çünkü bugün bir Düzce’ye gitseydi devletten cüzi miktarda ödemeli teşvik kredisi alırdı.

TRABZON TEŞVİK ANLAMINDA ÖNE ÇEKİLMESİ GEREKİYOR

Trabzon teşvik illerinden değil. Teşvikte gerilerde. Biz bunun zamanında Trabzon’da bütün dernekler olarak çalışmasını da yaptık. Bakanı falan da ağırlamıştık. O zaman, saat vardı ya kolunda neydi adı… Zafer Çağlayan’ı getirmiştik. Trabzon daha iyi yatırım yapılabilen il statüsüne kavuşması için itirazlarımızı anlatmıştık. Trabzon’a bu konuda hükümetin destek vermesi lazım bir, ikincisi Şalpazarı, Tonya, Düzköy gibi arkadaki ilçelerin daha fazla destek alması lazım. Oralarda elektiriğinden diğerlerine varana kadar yatırım teşviği olsa daha çok yatırım gelir.

YATIRIM KONUSUNDA BELEDİYE ÖNCÜLÜK YAPMALI, YER TAHSİS ETMELİ

Belediyenin de bunlara yer tahsis etmesi lazım. Mesela köy okulları şuan atıl durumda duruyor. Neresi varsa kamu yatırımlarında atıl duran buralara insanlara yatırım yaptırmak lazım. Bu insanlara destek çıkılıp orada sahiplenilmesi lazım.

Şalpazarı’nda 15 yıllık iktidarsın son 10 yılına bakalım kapanmayan kamu kurumu kalmadı. Kamu yatırımı yoksa sana kim gelecek ? Her şey zincirlemedir. Adliyesinden, öğretmen evinden hastahanesine varana kadar bir çok kurum kapatılırsa orada çalışan insanların orada hizmet almasına, orada ikamet etmesine kadar her şeye yansıyor. Bugün Şalpazarılıların yarısı Beşikdüzü’nde yaşıyor. Bu konuda belediyenin öncülük yapması lazım. O bölge için yatırım projesinin çıkarılması lazım.

Seçim söz konusu olduğunda Acısu’da muhtarlar toplanıyor, dernek başkanları toplanıyor, onlara yemek yediriliyor. Yatırım söz konusu olduğunda da bu toplantılar yapılabilir değil mi ?

Yatırım için her türlü toplantı yapılabilir. Şapkacı gönüllü arkadaşlarımıza orada alan açmak gerekiyor. Bu imkanı açtığınız zaman bir çok şey kendiliğinden gelir.

Üsküdar’da kentsel dönüşüm olacak. Şalpazarılılardan pek fazla ses çıkmadığını görüyoruz. Kentsel dönüşüm komisyonu var sürekli çalışmalar ve açıklamalar yapıyorlar. Haklarının yenildiğini söyleyenler var. Kartal’da kentsel dönüşüm oluyor mu ? Nasıl yapılıyor ? Kartalı da örnek vererek Üsküdar’daki kentsel dönüşüm hakkında neler söylersiniz ?

“KARTAL’DA YERİNDE DÖNÜŞÜM VAR. RANTI DA HALKA VERİLİYOR”

Kartal’daki kentsel dönüşüm belki de Türkiye’nin en iyi kentsel dönüşüm örneğidir. Yerinde dönüşüm var. Tabi ki Üsküdar ve Kartal’ın şartları aynı değil. Kartal şanslı o konuda. Çünkü Kartal’da bina yüksekliği seviyesi serbest arsanın durumuna göre. Artı Kartal’da devletin imkanıyla dönüşüm yapılmıyor. Kamunun arazileri üzerinde veya Büyük Şehir’in onay vereceği araziler üzerinde köstek olunuyor. Ama Kartal’da sitede yaşayan arkadaşlar kendi içerisinde anlaşıp Kartal Belediyesi’ne geliyor. Türkiye’de deprem dönüşüm müdürlüğü resmi olarak kurulan ilk ilçe Kartal. Müracaat ediyorlar ve kendileri müteahhitle anlaşıyorlar. Bu gelişmeden doğan rantı Kartal Belediyesi kendi halkına veriyor. Geçen Yücel Sitesi’ndeki bir arkadaşıma bir törende sordum. Tek ev vardı geniş bir arazi üzerinde kurulu burada Cevizli’de. Dedim neye anlaştınız ? Bir tane 3+1, bir tane 2+1 iki tane daire alacağız dedi. Belediye onlara kolaylık sağlıyor. Bu konuda Kartal Belediyesi’nin çalışmaları Türkiye’ye belki de ileride dünyaya örnek olacak.

“ÜSKÜDAR’DAKİ DÖNÜŞÜMDEN HALKIN KARI OLMAZ”

Ama Üsküdar’da bir boğaz ön görünümü var. Doğru da anlatmak lazım. Boğaz ön görünümünden dolayı 4+5 kat yapılıyor. Anladığım kadarıyla oradan insanları kaçırıp villa tipine dönüştürürlerse bir daireyi 600 – 700 veya bir milyona satacakken bir villayı 5-10 milyona satabilirler. O tipe doğru bir dönüşüm olabilir. Üsküdar’daki dönüşümden vatandaşın karı olmaz. Çünkü vatandaşın 5 dairesi var binasında, bitişiğinde gecekondu… O alanı alsan, vatandaşın diyelim bir adada 30 daire varsa konut 15’e düşer. Yarısı evsiz kalır veremezsin. Yarısının da yarısını vatandaşa teklif edersin. Çünkü diğerini satmak zorunda müteahhit. O yüzden Üsküdar o konuda sıkıntılı.

Ben de Üsküdar’da federasyon başkanıyken bu çalışmalara derneklerim adına katıldım. 10 yıldır bu söyleniyor. Ama Üsküdar’da bir arpa boyu yol alınamadı. Önümüzdeki yerel seçimin de malzemesi bu olacaktır. Bana göre Üsküdar’da kentsel dönüşüm değil, yerinde dönüşüm veya arsanın şekline göre dere içinde kalan yerlere daha farklı katlar verilerek ada bazında bir dönüşüme gidilmesi lazım. Bu güne kadar da öyle bir şey açılmadı. Hatta geçen basına yansıyandan duyduğum kadarıyla Üsküdar’daki bodrumları daire yapıyorlardı. Cumhurbaşkanı basına sızan beyanatından bunlar olmasın, bodrum sığınak olarak kalsın diye talimat verdiğini okudum.

Orada yaşayan çok hemşehrimiz var. Büyük mağduriyet yaşayacakları kesin. Bence konuyu çok iyi araştırmadan, çok iyi irdelemeden herhangi bir anlaşmaya girmesinler. Ellerindekinin de yarısından olabilirler.

Siyasete girme düşünceniz var mı ? Yani milletvekili olma veya belediye başkanı olma düşünceniz var mı ?

Biz 2007 seçimlerinde İstanbul 1. bölgede milletvekili adayıydık. 2014’de yeni bir partiye (CHP) katıldık. Şuan bize partimiz bu görevi verdi. Belediye başkanımız buna uygun gördü. Yarın partimiz neye uygun görürse orada görev yaparız. Herhangi bir talep açma zamanı ve şartında değiliz şuan.

Teklif edilirse yaparız diyorsunuz.

Ben kendim olarak konuşmak istersem, 30 yıldır siyasetin içerisindeyim, Türkiye’yi yönetenlerin beceriksizliğini görüyorum, acizliğini görüyorum ve Türkiye’yi yönetenlerin iş bilmeden, kafa yormadan, hazır olmadan oralara geldiklerini görüyorum. Ben Türkiye’yi yönetmek için 10 yıl kafa yormuş bir insanım. Bunu belli programlarda da anlatıyorum. Bir muhtar, muhtarlık bölgesi için kafa yorar. Bir belediye başkanı belediye başkanı olacağı yer için kafa yorar. Ben Türkiye’yi yönetmek için 10 yıl kafa yordum, projeler hazırladım. 36 tane ana başlık altında Türkiye’yi yönetecek projem var. Hangi sorunlar  var? Tespitleri ne ? Nasıl çözülür ? Ne yapılması gerekir ? Her konuda kafa yormuşum. Ben Türkiye’yi yönetmeye talibim. Ama derler gel Kartursaş’ı yönet, ama derler gel sen mahalleyi yönet ona ben bir şey diyemem. Çünkü zaman, süreç, nasip kısmet işi.

Sisdağı’nın Çocukları kitabını yazdınız. Bu kitap Şalpazarı tarihinin, kültürünün, yaşayışının, yaşayış tarzının belirlenmesi bakımından çok güzel bir kitaptı. Ben de okudum. Elinize sağlık. Kitaba gerek Şalpazarı’ndan gerek Şalpazarı dışından ilgi oldu mu ? Kaç baskı oldu ? 

Teşekkür ederim. Ben kitaptan önce şunu söyleyeyim. Ben rehber olarak kendime tarih sahnesindeki belli insanları aldım. Kimi aldım ? Ünlü filozofları, Aristo’dan tut, dini önderlerimiz Hz. Muhammed’den tut bütün peygamberlerin hayatını, artı Atatürk’ü ve dünya klasiklerinin hemen hemen hepsini okumuşumdur. Ve genç yaşımdan beri çok okuyan çok araştıran bir insanım. Benim bu yönümü çok insan bilmez. Konuştuğum zaman anlaşılır. Dinler tarihine, dünyadaki inanç sistemine varana kadar, yönetim şekillerine varana kadar, 7 sene önce yazdığım başkanlık sistemiyle ilgili makalem de var, çok okumuş çok araştırmış bir insanım. Şu anda ne kadar daha bilgiye susamış bir insan olduğumun da farkındayım.

Bundan yaklaşık 12 yıl önce federasyon olarak dedim ki bizim bölgenin en büyü eksikliği yazılı basınımız yok. Bir dergi çıkartacağım. Bunu federasyon yönetimine zor ikna ettim. Atatürk’üm Türkiye’ye verdiği demokrasi gibi biz de ülkeye bir şeyler vermek istedik. Dergiyi çıkarttık. İlk sayısında Şalpazarı’nın tarihini Osmanlı arşivlerinden alıp yayınlattım. Onda bir kaç safa da atlandı. Şalpazarı’nın gerçek kökeninde örnek veriyorum, Çepni Türkleri’nin Türk İslam sentezinde Alevi inanç kökenli olduğunu bile oraya koyamadılar. Altı ayda bir çıkarttım. Benden sonra yılda bire düştü. O da tam zamanında çıkmıyor. İşin garip tarafı benden yazı da istenmiyor.

Ben Karadeniz’deki insanların kendi yaşayış tarzını anlatan kitap yazdım. Çocukluğumda tanıklık ettiğim 5 ve 10 yaş arasındaki hatıralarımda, anılarımda, beynimde kalanları zaman bulunca yazmaya başladım. Yazdıkça bu çoğaldı ve bir çoğunu yazarken de inanın ağladım. Çocukluğuma döndüm, o andaki insanların çilesini, doğadaki insanların çilesini… Orada bir sürü acı hikayeler var. İnsanı tırpan kesiyor salla götürülüyor, kadınlar doğuma gidecek salla götürülüyor ve Şalpazarı’na 6-7 km salla sırtlarda taşınıyor insanlar. Yol yok, araç yok.

Kadınların müthiş bir çilesi var. Müthiş çalışkanlıkları var. Çalışkanlıklarından değil, zorunda olduklarından çalışıyorlar. Ben onları hayata not olarak düşmek istedim. Karadeniz’de böyle bir kitap araştırdığımda bulamadığım için dedim ki ben kendi yaşadıklarımı yazayım en azından geleceğe ışık tutayım. Kitapta yazılan gerçek hayat hikayelerini Doğu Karadeniz’de yaşayan herkes yaşamıştır. Anadolu’da kitabı okuyanlar da aynısını biz yaşadık diyorlar. Kitap 1000 tane basıldı. Yarısını ben tanıtım yaparak sattım. Onun da 150 tanesini hediye ettim. Diğerlerini de yayınevi sattı.

Yeni bir kitap çalışmanız var mı ?

Demin dediğim gibi. Ülkenin sorunları ve çözüm önerileri var. Bu kitap aşamasında. Fakat bunu basıp yayınlamayacağım. Şöyle ki; siyasi umutlarımı bitirince ve belli bir yaşı geçince yayınlayıp armağan edeceğim. Çünkü geçmişte yazdığım çizdiğim projeleri birileri aldı, danışmanlar partilere götürdü, kullandılar. İnsanlar artık sosyal medyada, internetten senin her şeyini takip ediyor. Ayıptır söylemesi bir bilgi yumurtlasan onu kapıp kendi yumurtlamış gibi alıyor. O yüzden kısa yazılar yazıyorum. Makale de yazmayı istemiyorum o yüzden.

Devlet yönetim sistemine kadar komple sistemin yenilenmesi gerekiyor. Şuan başkanlık sistemine geçtik yeni kanunların hiç birisi çıkarılmadı. İki bin ile beş bin arasında kanun çıkartılacaktı hiç birisi çıkartılmadı. OHAL altında meclisten çıkartsan ile yarın ucu açık, hepsinin Anayasa Mahkemesi’ne gitme durumu var.

Şalpazarı’nda futbol haricinde bir kulübümüz yokken Şalpazarıspor da imkansızlıklar içerisinde mücadele veriyor. Gere futbolda gerekse de diğer futbol dalları konusunda ilçede çalışmalar yapılabilir mi ? İlçe spor müdürlüğü ve spor tesisi binası da yapıldı. Masa tenisi olsun, bagminton olsun fazla masraf olmadan spor kulüpleri kurulabilirken bu tür çalışmalar yapılmıyor. 

Ben futbolcuyum. Halen Veteran liginde oynuyorum İstanbul’da. 52 yaşındayım. Ama futbol en pahalı spor. Masrafı çok ağır. Bir kere 25 kişi kadro kuracaksın. Çok kolay bir şey değil. Tabi ki futbol önemli ama Trabzon için, Şalpazarı daha çok bireysel sporları ön plana çıkarabileceği bir alanda yürümesi lazım. Örneğin Şalpazarılı bir kızımız dünya şampiyon oldu. Ankara’da Albay Nevzat Yamaç Ağasarspor’u kurdu. Oğlu Gazi Korhan Yamaç atıcılıkta dünya şampiyonu. Şalpazarı iki üç tane dünya şampiyonu çıkartmış. Biz onların kıymetini bile bilemiyoruz. Onlara bile değer verip öne çıkartamadık. Korhan Yamaç’ın bilgilerini bile o dönem rica minnet bilgilerini alıp dergide çıkartmıştım.

Çok eksiklerimiz var. Bizim yetişmiş değerlerimiz. Biraz biraz olduğu zaman kendini tam olmuş zannediyor. Oysa Ağasar tabiriyle biz olamadık. Hepimiz kozak kaldık. Bu da bir itiraf olsun. Bizim daha çok olmamız lazım, olgunlaşmamız lazım.

Yani Şalpazarı daha kabuğunu kıramadı ?

Yok, kıramadı. Bu gidişle kıramaz da. Çünkü biz kabuğumuzu kırana kadar el uçmaya başlıyor.

“ŞAHİN ÖZEN’E DAHİ KENDİ HEMŞEHRİLERİ KÖSTEK OLDU”

Sanırım ayrımcılık da yapılıyor. Daha önce Türkiye Sualtı Federasyonu Başkanı Şahin Özen ile de röportaj yaptım. Bir Şalpazarılı olarak ona da ilgi gösterilmediğini öğrendim. O da ülkemize bir çok dünya şampiyonluğu kazandırdı ve önemli bir kişi.

Mesela Şahin Özen de var. Şahin Özen çok sevdiğim bir arkadaşım. Sonuçta Şalpazarı’ndan çıkmış. Türkiye Sualtı Federasyonu Başkanı olmuş. Bugün Türkiye’de önemli bir federasyon. Çok önemli de bir spor dalı. Dünya şampiyonlukları kazandılar. Yani bugün Şalpazarı içinden çıkan değere ne kadar sahip çıktı ? Kaldı ki Şahin Özen’in federasyon seçimlerinde hemşehrilerinin ona ne kadar köstek olduğunu ben biliyorum. Ne kadar köstek olduklarını, ne kadar karşısındaki listeye destek olduklarını ben biliyorum.

“BUNDAN SONRA HAK EDENE HAK ETTİĞİ GİBİ DAVRANACAĞIM”

Ben bu güne kadar siyasi bakmamıştım Şalpazarılılar için. Hatta Trabzonlular için de bakmadım. Ama bundan sonra artık bakma kararı aldım. Çünkü Allah diyor ki rakibin sana neyle geliyorsa sen de o silahla cevap vereceksin. Ben bundan sonra hemşehrim, Şalpazarılım demeyeceğim hak edene hak ettiği gibi davranacağım.

Şalpazarı’nda Ak Parti iki üç dönemdir seçim ile ilçe başkanı belirleyemiyor. Murat Topkara, Metin Günay’a karşı Şalpazarı’nda aday gösterilmişti. Şimdi de Topkara’ya karşı Zeki Çabuk genel merkez tarafından aday gösterildi. Murat Topkara ise itiraz ediyor. Çok adaylı seçim olsun diyor. Kendi adaylığını genel merkeze rağmen tekrar açıkladı. Demokrasi açısından bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

“ATAMAYLA BAŞKAN BELİRLENİYOSA DEMEK Kİ AK PARTİ ŞALPAZARILILARDAN KORKUYOR”

Bir siyasi parti Türkiye’yi yönettiğini iddia ediyorsa ve 15 yıldır yönetimdeyse ve iktidarsa, iktidar nimetleri elindeyse Türkiye’nin en ücra ilçelerinde seçime gitmeden atama yapılıyorsa demek ki Şalpazarı Ağasarlılardan Ak Parti korkuyor. Çünkü o partiye gönül vermiş yüzlerce, binlerce ne kadar üyesi var bilmiyorum Ak Parti’nin… Daha önce Murat Topkara sanırım bir boşluk olduğundan atamayla gelmişti. Normalde siyasi partilerde seçim üzerinde istifa varsa, boşalma varsa atama yapılabilir Ama bütün illerde, ilçelerde kongreye gidilirken, kaldı ki şimdiye kadar duyduğuma göre Trabzon’da bütün ilçelerde seçim yapılmış sadece Şalpazarı’nda atama yapılmış. Şalpazarı’nda eğer atamayla ilçe başkanı belirliyorsan o zaman memur gibi hizmet yaparsın. Siyasetçi olamazsın. Çünkü siyasetçi sandığa girer sandıktan çıkar. Demirel’in bir sözü vardı: Birisi ben bir şey olacağım dediği zaman. “Sandıktan çık gel bakarız.” diyordu. Onun gibi. Şimdi bu arkadaşlar sandığa girmeden, yukarıdan talimatla…

“AK PARTİ ŞALPAZARILILARI ADAM YERİNE KOYMUYOR”

Bir de bunun şu ayıbı var. Şalpazarı’ndaki üyelere yapılan en büyük haksızlık ve adam yerine koymamak. Yani siz kendinize burada doğru düzgün bir ilçe başkanı seçemezsiniz ben önünüze koydum buyurun bunu yiyeceksiniz. Bunun kadar bir toplumu adam yerine koymamak siyasi dilde… Başka bir şey diyemiyorum. Şalpazarılıları Ak Parti adam yerine koymuyor demektir. İlçe başkanı ölür, kendi istifa eder, sıkıntıları olur, bir mazereti olur ayrılır. İsterse o zaman bir seçim yapılır veya içlerinde uygun birisi atama yapılır. Ama seçim atmosferindeyken (kongre) böyle bir şey yapılması Şalpazarı’na büyük haksızlık.

“HERKESİN DÜĞÜNÜNE CENAZESİNE GİDEN TOPKARA’NIN KOŞTURMASINI KİM KARŞILAYACAK ?”

Belki bu arkadaş da yıpratılıyor. Çünkü o arkadaş da belki seçime girse kazanacak. O da belli değil. Ona da haksızlık. Atadığı adama da haksızlık bütün üyelere de haksızlık. Görevden aldığı adama da haksızlık. Murat Topkara ben 4 yıldız görüyorum herkesin düğününe cenazesine koşturuyor, onun bu güne kadarki koşturmasını kim karşılayacak ? Örnek veriyorum. Ben şahsi olarak ikisiyle de merhabalığım var, dostluğum arkadaşlığım yok. Ama siyasi olarak etik değil.

Son olarak Gündem Yazar üzerinden Şalpazarılılara neler söylemek istersiniz ?

Ben Şalpazarılılara çok şey söyleyecek kadar kendimi yetkin görmüyorum. Şalpazarılılara ben bugüne kadar çok fazla hizmet ettim. Ama Şalpazarılılar da ben hizmet ederken bana müthiş destek verdiler. Mesela Otçu şenliği başlattım (İstanbul’da) ilk otçu şenliğinde beni engellemeye çalıştılar İstanbul Valiliği’nden, Tuzla Kaymakamlığı’ndan benim yazımı geri çevirdiler. O dönem ısrar ettik biz Alay Komutanlığı’ndan izin aldık. Ve orada bölük komutanlığı nezaretinde bu işleri yaptık. İlk şenliğimizde 1997’de, bugün söylememizde bir sakınca yok, o dönemin polis müdürlüğünden emniyet müdürlerinden, askeri görevlilerine varana kadar herkes silah attı ve bizim insanlarımız silahlarını yağlamak için temizlik yaptılar. Bu kadar coşkulu bir şenlik oldu. Ondan sonra dünyada ilk bayramlaşma şenliklerini yaptım Kirazlıtepe meydanında. Şuan Kirazlıtepe meydanı kalmadı. Orada binlerce insanın katıldığı şenlikler yaptık ve bütün Şalpazarılılar gelecek dedim geldiler. Ben etkinlik yaptığım zaman Şalpazarılılar bana o kadar güveniyordu ki… Her zaman güvensinler isterim. O güvene layık olmaya çalışıyorum. Her etkinliğimi tıka basa doldurdular. Gece yaptım üç kere Prenses düğün salonunda hepsi doluydu. Güzel anılar bıraktım. İnşallah o anıların daha büyüğünü Türkiye için yapmaya Allah bizi muvaffak eder.

“HERKES ŞALPAZARI İSMİNİ BÜYÜTMEK İÇİN MÜCADELE ETSİN”

Bu arada geçmişte hizmet ettiğim, birlikte çalıştığım, yol arkadaşlığı ettiğim bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kendilerine bulunduğu alanlarda başarılar diliyorum. Ben Şalpazarı’nın bir askeriyim. Elimden gelen ne varsa fikri, fiziki olarak yapmaya çalışırım. Doğru bildiğim yoldan şaşmam, eğilip bükülmem. Ben Ağasarlı duruşumun belki son timsali olarak yaşamaya devam edeceğim. Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmem diye bir atasözümüz var. Kimse için eğilip bükülmedim bu yaşıma kadar. Bu yaştan sonra da Allah eğip bükmesin. O yüzden biz Şalpazarı’nın ismini yaşatmak, büyütmek için İstanbul’da özellikle Trabzon’un farklı kesimlerinde nasıl mücadele ettiğimi Allah biliyor, ben biliyorum. Şimdi Şalpazarı’nın bir ismi var. Bu ismi herkes kullanıyor. Şalpazarı’nın yetiştirdiği az da olsa değerler var. Herkes bu ismi daha da büyütmek için mücadele etsin.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ