Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
www.gundemyazar.com | Şalpazarı Haber – Ağasar Haber- Trabzon Haber

ÖĞRETMENİM HAFTAYA ANDIMIZI BEN OKUMAK İSTİYORUM

Mesut YILMAZ

Mesut YILMAZ

  • 21 Ekim 2018

Şalpazarı’nda soğuk bir kasım ayı sabahıydı. Dördüncü sınıfta öğrenciydim. Sınıf öğretmenimiz haftada bir okulda nöbet tutardı. Öğretmenimiz nöbetçi olduğu günlerde daima bizim toplandığımız sıranın yanına gelir ve andımız okunmadan önce: “Haydi bakalım. Kim geliyor bugün” diye bizlere bakınırdı. Öğretmenimizin nöbetçi olduğu günlerde andımızı bizim sınıftan birileri okumalıydı. Bu durum bir süre böyle devam etti. Ben de uzun bir süredir andımızı okumak için sabırsızlanıyordum ve nihayet o puslu kasım sabahı andımızı okumak için elimi kaldırıyordum. Neredeyse kalbim yerinden fırlayacak ve elim havada kuruyacak gibi hissettim kendimi. Ancak bizim sınıftan ellerini kaldıran başka arkadaşlarda vardı. Öğretmenimiz bizleri bir güzel süzdükten sonra başka bir arkadaşı andımızı okumak üzere kalabalığın önüne göndermişti. Üzgün bir şekilde kafamı yere doğru eğdim. Kaderime razı gelmediydim… Ancak diğer yandan üzerime doğru ağır usul koca bir cüssenin geldiğini hissedebiliyordum. Biraz sonra: “ Mesut” sesiyle kendime geliyordum. Bana seslenen ilkokul öğretmenimden başkası değildi.” Hayrola Mesut. Ne oldu?”   

-“ Bir şey yok öğretmenim” dedim.

-“ Seni gördüm merak etme” dedi öğretmenim babacan bir edayla.

Yeniden heyecanlanmaya başlıyordum.

Büyük bir heyecanla: “ Öğretmenim” dedim.

-“ Öğretmenim önümüzdeki hafta andımızı ben okumak istiyorum.”

-“ Tamam” dedi öğretmenim. “ Haftaya andımızı sen okuyacaksın.”

Öğretmenimin ağzından dökülen bu sözcüklerin ardından adeta sevinçten çılgına dönüyordum. O sabahtan itibaren tam bir hafta boyunca ayna karşısında gür bir ses tonuyla andımızı okudum. Artık andımızı herkesin önünde okumak için tam olarak hazırdım.

Nihayet o kocaman bir hafta sona ermiş ve andımızı okumadan önce okulun önünde ikişerli sıra olmuştuk. Kasım ayı geçen hafta olduğu gibi soğuğuyla adeta içimize işliyordu. Bense bizim sıranın önünde büyük bir heyecanla öğretmenimin gelmesini bekliyordum. Öğretmenimiz sıraları denetleye denetleye bizim bulunduğumuz tarafa doğru geliyordu. Heyecanım giderek artıyordu. Öğretmenimiz nihayet yanımıza gelmişti.

-“ Evet arkadaşlar günaydın. Bugün andımızı Mesut okuyacak. Haydi bakalım Mesut” diyerek bana kürsüyü işaret ediyordu öğretmenim. Öğretmenimin sözlerini işitir işitmez koşar adım o cıvıl cıvıl kalabalığın önüne attım kendimi ve mikrofona bile gerek duymadan avazım çıktığı kadar bağırarak okudum andımızı:

“Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.

Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene!”

Bir anda kopan alkış tufanı içinde görevini tam olarak yerine getirmiş bir ilkokul öğrencisi olarak büyük bir mutlulukla arkadaşlarımın yanına dönüyordum…

***

Tabi bu tadı, bu zevki ancak yaşayanlar bilir. O günlerde kalabalık bir grubun önüne çıkıp andımızı okumak gerçekten paha biçilemeyecek kadar mükemmel bir şeydi. Diğer tartışmalara hiç ama hiç girmek istemiyorum. Varsın kim ne söylerse söylesin.

***

İşimiz siyasetçilerin eline kaldıysa vay bizim halimize

Yorum Yazmayı Unutmayın
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.