www.gundemyazar.com | Şalpazarı Haber – Ağasar Haber- Trabzon Haber

Eren’in Kendine Ait Eşyası Yoktu ki…

Ercan Kandemir

Ercan Kandemir

Maçkalı Eren’imizin şehit olmasının acısını yaşıyorken şehidimizin garip anası Ayşe Bülbül’ün anlattıkları acımızın üzerine acı, teröristlere karşı duyduğumuz kinin üzerine kin kattı.

Eren’in anasının yüreği bir volkan gibi şuan, bizimki ise ateşte bir köz. O yüzden yanamaz bizim yüreğimiz Ayşe anamızın yüreği kadar.  Hem bilir misiniz Karadeniz’deki bir çocuğun hayatını ? Karadenizli olmayan bilmez Karadenizli kadar… Bayırın beline odun kırmaya giderler, odun taşırlar küçücük sırtlarıyla… Küçücük elleriyle tırpan tutup çayır biçerler, kuruturlar, Kendilerinden daha ağır o çayırları yük yapıp eve taşırlar. Tarla bellerler el demirleriyle, tarlalara kerme taşırlar. En büyük mutlulukları ise bazen bir kızıl ağaçtan, fındıktan kırdıkları daldan yaptıkları araba direksiyonudur. Bazen de başkalarının odununu, çayırını taşımak için, tarlasını sürmek için yevmiyeye giderek aldıkları bir gara lastiktir….

Yanmaz bizim yüreğimiz Ayşe anamızın yüreği gibi… O yüzden biz susalım Eren’in garip anasının sözlerine yer verelim…

Ayşe Bülbül Anamız anlatıyor:

Başımız sağolsun Eren’i kaybettik…

Eren’in nesini anlatayım size, garipliğini mi, yoksulluğunu mu ?

Hiç geldiniz mi Eren’in mezarının yanına ? Gördünüz mü Eren’in yaşadığı yeri, geçirdiği hayatı ?

Yevmiye yapacaktı lastik alacaktı, yevmiye yapacaktı şeker alacaktı…

Eren’in telefonu çalıyor cevap veren yok… Vay Eren’im vay…

Defalarca aradım Eren’in telefonuna cevap veren yok, anladım…

Dediler ki Eren ameliyattan çıktı, iyidir gelecek. Senin gelmene gerek yok.

Ben anladım, ben babasında da aynı acıyı yaşadım. Hastaneye gideceğim, indim. Dediler bana orada, “Başınız sağ olsun Eren’i kaybettik… Döndüm geldim daha ne yapayım…

Oy kurban olayım ben tomurcuk gülüme oy…

Babalarının ölümü etkisi hala çocuklarımda, hala üzerlerinde. Azıcık oturup ağlasam onlar benden daha çok ağlardı. Eren’de de etkisi vardı yok olur mu ?

Kendisine de aldı bana da aldı. Oy Eren’im…. Oy Eren’im….  Oy Eren’im….

Komşusu: Yevmiyeye gitti de o lastiklerini aldı, ayakkabısı yoktu işte Eren’in. Onları aldı, işte şimdi annesi oğlununkileri giydi de onlara bakıp ağlıyor…

Annesi: Ben onunkileri giydim, geldim buldum buralarda da giydim… Eren’im, garip Eren’im…

Eren’im yaşasaydı o yamaçta hayat geçirecekti, orada duracaktı. Bunlarla ömür bitirecekti. Yorulmaz olur mu  (Yevmiyeye gittiğinde) ? Anne kollarımı yukarıya kaldıramıyorum derdi.

Eren’in odası var mıydı ? Eren’in yatacak yeri var mıydı, odası var mıydı da Eren oraya gidip yatacaktı ? İki göz bir odada birbirleri üzere kalıyorlardı.

Üç bekar kardeş birbirlerinin eşyalarını giyerler. Özellikle bu Eren’in diye bir şey yok. Biri çıkartır öteki giyerdi.

Eren’in kendine ait eşyası yoktu ki…

Annesi ayağındaki Eren’in kara lastiğini gösteriyor: Eren’in en değerli eşyaları bunlardı işte, ayakkabıları bunlardı…

Bütün Türkiye ağlamış, nereye ağlamış ? Acılı Eren’e, yoksul Eren’e, garip Eren’e… Benim bir şey dememe gerek yok.

(Gara lastikleri göstererek.) Bunları giyen adamın hayatını siz anlayın…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ